Sosyal bilimlerle ilgili hemen her kavramda olduğu gibi, kültür ve dil konularında da bir tanımlama ve sınırlama problemiyle karşılaşmaktayız. Bilindiği gibi söz konusu alanlarla ilgili bütün çalışmaların odağında insan vardır. İnsan, belirli bir standardı olmayan, daima değişen ve gelişen bir varlıktır. İnsanın sınırları belli olmayan çok geniş dünyasına adım attığınız andan itibaren sizi oldukça dinamik ve bol değişkenli bir süreç bekler. Bu da tanım yapma güçlüğünü beraberinde getirir. Elbette ortaya konan her tanım, hakikati bir veya birkaç yönüyle karşılamasına rağmen, yapılan tanım ve tariflerin hiç birisi onu tam anlamıyla ortaya koymaya yetmeyecektir. Kültürün oluşum ve devamında en önemli ögelerden birisi olan dilin de sınırlarının çok geniş olduğu bilinir. Hâl böyle olunca sınırları son derece geniş olan kütür ve dil konusunu bir araya getirip değerlendirmelerde bulunmanın da özenli ve dikkatli bir çalışma gerektirdiği aşikârdır. İnsanoğlunun her türlü maddi ve manevi yaşam ögelerinden oluşan özgün kültürlerin ve dillerinin korunarak sürekliliğinin sağlanması, özellikle günümüzde büyük önem arz etmektedir. Son dönemlerde, Türk dünyasına ait pek çok kültür ögesinin düşünce dünyamızdan ve hayatımızdan çıktığı görülmektedir. Bu bağlamda, Türk kültürünün önemli unsurlarından birisi olan Türk diline ait çok sayıda kelimenin yanında diğer bazı kültür unsurlarının da yok olma tehlikesiyle yüz yüze geldiği söylenebilir.
Tüm yorumlar
0Bu cilt için henüz görünür yorum yok.
Puanın